Koşmasaydım Yazamazdım / Haruki Murakami

09:00

Herkese Selam,

Murakami ile ilk kez, Atatürk Kitaplığı'nda bölümler arasında gezinirken karşılaşmıştım. Tamamen adından dolayı ilgimi çekmişti İmkansızlığın Şarkısı. Lisedeydim. Murakami kim bilmiyordum. Evet, kitap okumayı çok sevip, Murakami'yi tanımıyordum.

Kitap sürüklüyordu ama hatırlayamadığım bir sebepten dolayı yarıda bırakmıştım. Kesinlikle sevmemek değildi ama belki zamanı gelmemişti.

Daha sonra ilişkimizi 1Q84 ile devam ettirmeye çalışmıştık ama kitabı yanımda taşımak zor geldiği gibi sudan bir sebepten ötürü yarıda bırakmıştım.

Aslında ikisini de epey sevip, nedensizce bitiremedim taa ki bugüne kadar.

İlk Murakami kitabımı bitirmiş olmanın haklı ve mutlu gururunu yaşıyorum şu an.




Koşmasaydım Yazamadım

Kitap koşma eylemi üzerine yazılmış bir deneme. Elime alıp, okumaya başlayana kadar öyle olduğuna ihtimal vermemiştim pek. Okudukça anladım ve anladıkça okudum aslında.

Koşma eylemi gibi sıradan bir eylem üzerine böylesine bir kitap yazılamazdı. Bir ara 'gerçekten Murakami ile aynı eylemden mi bahsediyoruz?' diye düşünürken bulabiliyorsunuz kendinizi. Zira O'nun için sıradan bir eylem değil koşmak. Hayatındaki istikrarın anahtarı. Sadece koşmanın hissettirdiklerini anlatmıyor kitapta, koşmayla beraber hayata karşı olan bakış açısını paylaşıyor; kendini anlatıyor bir nevi.

İstikrarlı bir şekilde her gün koşsa bile başarısız olduğu maratonları, triatlonları anlatıyor. 'Ne kadar çabalarsanız çabalayın bazen olmaz' demenin farklı bir yolunu bulup 'çabalamaktan vazgeçmeyin yine de' diyerek sonlandırıyor.

Katıldığı yarışlar sonrası, taze taze yazılmış tüm yazılar; sonrasında toplanıp, bu kitaba dönüştürülmüş.

Koşmayı çok istediğim şu günlerde, neden koşamadığımı anlamamı sağladı Murakami. Zira O'nun yakaladığı motivasyonu ben henüz bulamadım.

Aralarda hayatla ilgili öyle girişler yapmış ki Murakami; zaten O'ndan da bu beklenirdi dedirtiyor.



Mesela karşımıza bir sayfada;

'Bazı süreçler, ne yapılırsa yapılsın, değişikliği kaldıramaz. Ben bu düşüncedeyim. Eğer bu süreçle birlikte var olmaktan başka çaremiz yoksa, bizim yapabileceğimiz şey, inatçı bir azimle kendimizi değiştirmek (belki de dönüştürmek). Bu, süreci kendi karakterimizin bir parçası haline getirmekten ibarettir. ' 

gibi motivasyonel bir bölüm çıkarken,

'Bitiş, yalnızca kesin bir nokta anlamına geliyordu ve gerçekte o kadar önemli değil gibiydi. Yaşamakla aynı şekilde. Varoluşun anlamı, bitişin söz konusu olmasıyla bağlantılı değildir. Varoluşun anlamını yerine göre tanımlamak için, hatta bunun sonlu oluşunun dolambaçlı yoldan ironisi olarak, bir nokta bitiş olarak belirlenmiştir.'

gibi varoluş anlamımızı sorgulayan felsefi düşünceler de çıkabiliyor.

Ama bir cümle beni oldukça etkiledi ve haklılık payı epey büyüktü;

Pain is inevitable. Suffering is optional. (Acı kaçınılmazdır. Acı çekmek ise isteğe bağlıdır) 

Kolay biteceğini düşündüğünüz 168 sayfalık bir kitap değil, ama okuduktan sonra 'İyi ki' diyebileceğiniz bir kitap.

Siz daha önce Murakami okudunuz mu? Hangisini okudunuz mesela, var mıdır tavsiyeniz?

Sevgiyle ve Sağlıkla kalın 💖

You Might Also Like

2 yorum

  1. Murakami çok severim! Ve sanırım beni en çok etkileyen kitaplarının başında da Koşmasaydım Yazamazdım geliyor. Gerçekliğini çok sevdim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekliği ve içtenliğiyle bambaşka bir kitaptı :)

      Sil