Ne Buldum? - Nisan

09:00

Herkese Selam,

Biliyorum uzun zamandır yazmıyordum 'Ne Buldum?' yazılarını. Sonra blogumun en güzel okuyucusu yazmam gerektiğini söyledi ve bir de üzerine beni destekledi. İyi ki de yaptı zira ben de özlediğimi fark ettim.

Onca yoğunluğum arasında Nisan ayı dolu dolu geçti ve birçok yeni şey keşfettim.



Adını hep duyduğum ve hiç gidemediğim Kafe Kafka'ya sonunda gidebildim. Gitmekle kalmadım bir de bayıldım. Gerek iç dizaynı olsun gerek de çalışanların sempatikliği.. Durmuş duvar saatleri, kitap kapakları ve eski koltuklar.. Mutlaka anaanne ya da babaanne evinde gördüğünüz o oymalı koltuklar.. 'Adına yakışan bir mekan olmuş' cümlesini kurdurtuyor insana. Nasıl huzurlu bir yer, tarifi yok. Gitmek isteyenlere nacizane bir tavsiye 5 katlı binada yer bulabiliyorsanız eğer ilk katında bulunan balkon gibi bölmedeki ikili koltuklara oturun ve hava kararmadan önce gidin.. Havanın kararmasını bekleyin ve muhteşem ışıklandırma içinde huzuru bulun. Bir de filtre kahve için, gerçi şarap da güzel bir tercih olur ama filtre kahvede sanırım damla sakızı var 😊



Bu ay, en sempatik sanatçılardan biriyle tanıştım, daha doğrusu tanıştırıldım. Ezgi Aktan. Birsen Tezer, Jehan Barbur seven biri olarak daha önce nasıl oldu da hiç dinlemedim, bilmiyorum. Beyoğlu Hayal Kahvesi'ndeki performansıyla kendisini tanıma şerefine nail oldum. Bu kadar sempatik, bu kadar şarkıları yaşayarak söyleyen başka bir insanı henüz dinlemedim. Mesela tanışmanız için bu şarkı vesile olabilir.

Bir de geçen gün Youtube'da gezinirken bir kanal keşfettim; Dünyadan Sesler. Daha önce keşfetmeliydim dediğim bir kanal oldu. Müziğin evrensel olduğuna hep inandım, Dünyadan Sesler de bunu kanıtlayan bir kanal. Dünyadan Sesler ile tanışmama vesile olan ise bu şarkıdır..

Nisan ayında uzun zamandır yapmadığım daha doğrusu yapamadığım bir şey yapıp, tiyatroya gittim. Sanatın her türlüsünü sevmeme rağmen görsel sanatları nedense hep daha fazla sevdim. İki yıldır bilet kovaladığım, bilet bulduğumda ise zaman bulamadığım İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı'nı sonunda izleme şerefine nail oldum. Adından da anlaşıldığı üzere, üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulmaya çalışan ama 2001 krizi ile tüm umutları sönmeye yüz tutan bir gencin başından geçenleri anlatıyor. Ali Cüneyd Kılcıoğlu'nun yazdığı, Elif Erdal'ın yönettiği ve Berkay Tulumbacı'nın oynadığı 2 perdelik 100 dakikalık bir oyun. Mayıs ayı içerisinde Cevahir Sahne'de oynamaya devam edecek izlemek isteyenler için..




İzlemek demişken bir de bu ay sonunda beni hayrete düşüren bir film izledim. En İyi Teklif (The Best Offer) 2013 İtalyan yapımı bir film. Giuseppe Tornatore'nin yönetiği filmin oyuncularını pek tanıdığımı söyleyemem ama hem oyunculuklar hem de mekanların uyumu çok güzeldi. Müzayede salonu işletmecisi olan Virgil Oldman, gizemli bir kadınla tanışır ve sonrasında başına gelenler filmi gizemli hale getirir. Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biriydi. Sonunda film bittiğinde hala ekrana bakmaya devam ettiğimi fark ettim.


Nisan ayım güzellikleriyle geçti, gitti.
Siz neler yaptınız? Nasıl bir nisan geçirdiniz?

Sevgiyle ve sağlıkla kalın ❤

You Might Also Like

0 yorum