Ne Buldum? - Haziran

09:00

Herkese Selam,

Sanırım Haziran ayı 2017 senesi içerisinde ne zaman başladığını, ne zaman bittiğini anlamadığım tek ay. Bir baktım haziran, bir baktım temmuz. Yani 'göz açıp kapayıncaya kadar geçti' sözünü bir güzel deneyimlemiş oldum.

Kısacık aya sıkıştırabildiğim kadar yeni şeyler sıkıştırmaya çalıştım. Mesela 4 film, 1 dizi sıkıştırdım.



Haziran ayında sanatseverleri ya da daha doğru tabirle nostaljiseverleri üzen bir haber yayıldı: Beyoğlu Sineması kapanıyor.. Daha önce bir kere gitme fırsatı bulduğum için kendime kızdım. Tabii çeşitli kampanyalar başlatıldı da bir süre daha açık kalacak. Bunu fırsata çevirmek için bundan sonra izleyeceğimiz tüm filmleri, bu tarz eski sinemalarda izleyeceğiz ki en azından bir katkımız olsun.

Beyoğlu Sineması gibi sinemaların en güzel yanı ise Başka Sinema'nın bağımsız filmlerine yer veriyor olmaları. Kedi filmini Beyoğlu Sineması'nda ,93 Yazı 'nı Rexx'te, Yaşam Kürü (A Cure for Wellness) filmini ise evde izledim.

Kedi, 80 dakikalık 2016 Türk yapımı bir belgesel. Aynı adı gibi kedilerden oluşuyor. İstanbul ve kedilerden desek daha doğru olur sanırım. Film, İstanbul ve kedilerin nasıl ayrılmaz bir bütün olduğunu anlatıyor. Kediseverlerin kaçırmaması gereken oldukça sevimli bir film.



93 Yazı, 96 dakikalık 2017 İspanyol yapımı. 6 yaşındaki Frida'nın ailesini kaybetmesi sonucu dayısı ve yengesinin yanında yaşamaya başlamasını, çocuk haliyle yaşadığı travmanın etkilerini anlatan güzel bir film. Özellikle de filmin görselliği beni çok etkiledi. Renklerin güzelliğiyle İspanya bir kere daha 'hadi gel' diyor.. 😏

Yaşam Kürü ise tavsiye üzerine izlediğim, 2 saat 26 dakikalık, 2016 Amerikan - Alman ortak yapımı bir film. Bir sağlık merkezinin geri planında dönen entrikalarını gün yüzüne çıkarmaya çalışan, çalıştıkça kendini daha da batmış halde bulan bir gencin hikayesi diyebiliriz. Aslında gerilim filmi olmasına rağmen verdiği mesaj bambaşka; 'Hırs, bir gün seni de bitirir' 

Ama şu gerçeği de söylemeden geçemeyeceğim; eski sinemalar nostaljisiyle güzel kabul ediyorum, fakat bu nostalji özelliklerini fiş şekilde bilet vererek kaybettiklerini fark etmedikleri gibi salonlarda da yapılabilecek ufak değişiklikleri göz ardı ediyorlar. Aslında bir bakıma da bu yüzden kapanmaya yüz tutuyorlar. Konfor, tüm hayatımızı yönlendiren bir kavram sonuçta.

İzlemek demişken National Geographic her zamanki gibi muhteşem bir belgesel serisine imza attı: Deha (Genius)
Albert Einstein'ın hayatını ve bilinmeyenlerini anlatan 50 dakika süren dizi oldukça başarılı. Hem gençlik dönemi hem de orta yaşlı bir Einstein görmek oldukça güzel. Einstein'ı canlandıran Geoffrey Rush, zaten sevdiğim bir aktör olduğundan bu rol için biçilmiş kaftan olduğunu itiraf etmeden geçemeyeceğim. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarına bakılırsa da diğer Dehalar üzerinden dizi devam edecek ve bizi sürüklemeye devam edecek.



İstanbul'da yaşayan herkesin hemen hemen sevdiği yerler arasında olan Galata'da bir yer keşfettim. Aslında keşfetmedim, çünkü 'ben buradayım' diye bağırıyor kendisi. Best Coffee Shop Lavazza'nın Galata'daki yeri. Galata Kulesi'nin dibinde, terasımsı yerleriyle, mekana yakışan müzikleriyle, başarılı tatlılarıyla ve sempatik çalışanlarıyla çok hoş bir yer. Sadece kahvesi için başarılı diyemeyeceğim ne yazık ki! Çünkü kahveleri, özellikle filtre kahveleri adına yakışır gibi değil.

Kendimi bildim bileli resmi içeceğim süt olmuştur hep. Genelde tam yağlı tüketirken, acaba laktozsuz mu tüketsem deyip, bir süre deneyimlerken bambaşka bir sütle tanıştım. Pınar Protein Süt; Kakaolu ve Vanilyalı olmak üzere iki türü var. Protein ağırlık ve laktozsuz. Favorim vanilyası olmakla beraber, soğuk kahvede oldukça başarılı. Kakaolusu ise yulaf ezmesinde tercih edilebilecek durumda bence. Tabii farklı kullanım alanlarınız varsa seve seve dinleyebilirim 😊

İyisiyle kötüsüyle Haziran'da bitti. Yeni bir ay, yeni umutlar gibi.. Zira her geçen gün sürprizlerle dolu..

Siz neler keşfettiniz Haziran'da?
Hadi paylaşalım 😊

You Might Also Like

0 yorum