Ne Buldum? - Mart

12:01

Herkese Merhaba

Mart ayı hem ülkece yaşadıklarımız hem de 3 yıldır hiç hasta olmamama rağmen yataktan çıkamayacak kadar hasta olmam sebebiyle oldukça kötü bir aydı. Acılarımız hala çok taze ve hala inanılmaz tedirginiz ama 'iyiyi' ummaktan, 'güzeli' dilemekten vazgeçmeyelim. Umudumuzu kaybetmeyelim. Biraz klişe gelebilir fakat sevginin ve iyiliğin yenemeyeceği kötülük yok. Evet, yaşanan olaylarda kime sevgi duyabilir ya da neye iyilikle bakabiliriz, değil mi? Hayır, değil. Onca acı varken başkalarını yargılayan insanları görmek daha acıydı ya da bir acının yanında 'hangimizin acısı daha büyük' diye bir yarış içerisine girmek. Anne karnından çıkarken hepimiz aynıydık, eşittik. Büyüdüğümüz çevreler bizi farklılaştırdı. Ancak bu farklarımıza saygı duyarsak bir arada yaşabilir, daha iyi bir ülke olabiliriz.



Kendimi keyifsiz hatta depresif hissettiğim zamanlar; çevremdekileri ve özellikle de kendimi daha da olumsuzluğa sürüklememek için film ya da dizi izliyorum. Mart ayında da bolca bunu yaptım.
Çoğu aslında 'En sevdiklerim' kategorisindendi ve bununla ilgili ayrıca bir yazı yazmayı planladığım için şu an bahsetmeyeceğim. Ama izlediğim 3 yeni filmden seve seve bahsedebilirim :)

İlk ikisi oldukça eğlenceli ve aynı zamanda bolca iştah kabartan filmlerdi. Julie & Julia ve Aşk Tarifi
Julie & Julia'da hayatında değişiklik yapmak isteyen iki kadının başarılarını ve başarısızlıklarını anlatılıyor. İçerisinde bolca yemek yapılıyor hatta bir ipucu; mayonezin tarifi bile veriliyor. Hem biraz ilhama hem de biraz moral bulmaya ihtiyacınız varsa kesinlikle tavsiye ederim. Meryl Streep ve Amy Adams oyunculuklarının hakkını çok güzel bir şekilde vermişler. Film aldığı 24 ödülü sonuna kadar haketmiş.

Aşk Tarifi'nde ise Hintli bir ailenin Fransa'nın bir kasabasında restoran açması anlatılıyor. Kimi yerinde hüzünlendiren kimi yerinde ise epey güldüren bir film. Richard C. Morais'in aynı isimli kitabından uyarlanan filmde Helen Mirren ve Om Puri, herkesin duygularına tercüman olacak şekilde oynamış olduklarını söylemeden geçemeyeceğim. Ama bana göre filmin asıl kahramanı Manish Dayal. Karnınız tokken izlemenizi tavsiye ederim.



Mart ayında izlediğim bir diğer film ise bir Türk yapımı; İlhami Algör'ün aynı isimli eserinden uyarlanan Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku. Bir adamın aşkını konu alan film hakkında pek fazla yorum yapamasam da sanırım aşk en güzel böyle anlatılabilirdi. Duyguların çatışmalarını aleni bir şekilde görmek içinizde bir 'çıt sesi' duymanıza sebep olabilir. Erdal Beşikçioğlu pek sevdiğim bir oyuncu değildi ama film biraz da olsa fikrimi değiştirmemi sağladı. Sırf kafanızda bir şeyleri yeniden anlamlandırabilmek için dahi olsa izlemenizi tavsiye ederim. İzlerseniz düşüncelerinizi seve seve dinleyebilirim.

Mart ayında aslında 4 kitap okudum ama size sadece ikisinden bahsedeceğim şimdilik. Çünkü diğer ikisini tam olarak bitiremedim.
Şubat yazımda bahsettiğim gibi mart ayının ilk kitabı Tess Gerritsen'in Mefisto Kulübü 'nü okudum. Okurken inanılmaz gerildim. Tam bir Rizzoli & Isles kitaplarındandı. Oldukça başarılı buldum. Gerilim sevenlerdenseniz mutlaka okuyun derim. Konu olarak bir çocuğun annesinin anlattıklarından etkilenerek kendini şeytanın bir parçası olduğunu düşünmesiyle işlediği cinayetleri anlatıyor.

O Geri Döndü okuduğum diğer bir kitap. Timur Vermes'in yazdığı kitapta Adolf Hitler'in 66 yıl sonra kendini bir anda günümüzde bulması anlatılıyor. Zaman zaman biraz sıkıcı bulsam da oldukça farkındalık yaratan bir kitaptı. Televizyonun biz insanlara yaptığından tutun da toplumlardaki çeşitli olaylara değiniliyordu. Biraz tarihi bilgi içeren bir kitap olduğundan dolayı tarihi kitapları sevenlerin okumasını tavsiye ederim. Ama eğlenceli olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Mart ayında en çok iki şarkıyı dinledim. Tarz olarak pek sevmesem de dilimden düşürmediğim, bayıla bayıla eşlik ettiğim Muhtemel Aşk şarkısıyla yeni tanıştım aslında. Bir diğeri ise yıllardır bildiğim ara ara severek dinlediğim bir şarkı olan Que Sera Sera idi.

Yine oldukça uzun bir 'Ne Buldum' yazısı oldu farkındayım. Konuşmayı ne kadar seviyorsam yazmayı da o kadar seviyorum ve ne kadar kısa tutmaya çalışsam da ancak bu kadar başarılı olabiliyorum. Sıkılmadan okuyanlara teşekkürü borç bilip, kahve ikram ediyorum :)

Siz neler yaptınız mart ayında? Neler dinlediniz mesela ya da severek izlediğiniz, tavsiye edebileceğiniz hangi filmler var?
Tavsiyelerinizi merakla bekliyorum.

Bir de artık bir Facebook sayfam var. Gün içerisinde çeşitli paylaşımlarla daha iyi yaşam önerileri, okuduğum, etkilendiğim metinler ve çeşitli görseller paylaştığım, paylaşacağım bir sayfa. Okumaktan keyif alıyorsanız sizi de beklerim :)

Nisan ayı daha güzel bir ay olsun bizim ve ülkemiz için.. Baharın tüm tazeliğiyle beraber derin bir nefes alıp her şeyi geride bırakalım..

Sevgiyle ve Sağlıkla kalın.. :)

You Might Also Like

0 yorum